SERAP DUYGULU

ANA SAYFA  »  MAKALELER  »  GÜNCEL YAZILAR   »  HAYATIMIZA YÖN VEREN DÜŞÜNCELERİMİZ

HAYATIMIZA YÖN VEREN DÜŞÜNCELERİMİZ

Hayatımıza Yön Veren Düşüncelerimiz
Son zamanlarda kitapçılarda en çok satılan kitapların düşünme teknikleri ve kişisel gelişim üzerine yazılmış yayınlar olduğunu görüyoruz.Özellikle ‘Çekim Yasası’ adıyla sanki yeni bir buluşmuş gibi sunulan bir yöntem var ki aslında uzun zamandır bilinen bir konudur ama yeni yeni gündeme gelmektedir.Mevlana bu yöntemi çok güzel ifade etmiştir:
‘Ne düşünüyorsan O’sun’ ya da ‘Sen neye hazırsan,hayat sana onu hazırlar’.Gerçekten de böyle olur.Ne düşünürsek hayatımıza onu çekeriz.
Olumsuz düşünme ve olumsuz yargılarda bulunma öncelikle geçmiş yaşam deneyimlerinden kaynaklanmakla birlikte diğer önemli etken de kişisel özelliklerdir.Doğuştan getirdiğimiz ve genlerimizle belirlenen huy,karakter ve yatkınlık gibi faktörlere yetiştiriliş tarzımız ve deneyimlerimiz eklendiğinde ortaya çıkan değer bizim şu anki düşünce sistemimizi oluşturan her şey demektir.Hayata nasıl baktığımız pek çok şeyin etkisiyle şekillenir.Bazı insanlar karamsardır,çevrelerindeki insanlarla uyum sorunu yaşarlar,sanki hayat için değil de hayata karşı savaş verirler.Bu tip insanlar öncelikle kendileriyle kavgalıdırlar ve sanki mutsuz olmak onları mutlu eder.
Ancak bazı insanlar vardır ki ışıltıları hemen fark edilir.Girdikleri her ortamda yaydıkları enerji insanları çeker.Hayata olumlu bakarlar ve genel olarak sadece yaşıyor olmaktan bile müthiş mutluluk duyarlar.İlle de her şeyin dört dörtlük olması gerekmez.Fazladan sürprizler beklemezler.Her şeyin ve her anın tadını çıkarırlar.
İnsanlar arasında bu kadar keskin farklar olması pek çok şeyle açıklanabilir.Bunlara bilimin bize sunduğu her kavramı kullanarak yorumlar getirebiliriz.Psikolojik faktörleri,toplumsal ve ekonomik faktörleri,aile yapısını,gelenekleri ve yetiştiriliş biçimlerini göz önünde bulundurarak pek çok sonuca varabiliriz.Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar bizi inanılmaz bir sonuca ulaştırmış durumda.Bu sonuca göre şu ana kadar inandığımız ve bildiğimiz ne varsa hepsini unutmamız gerekecek.
Araştırma aslında beyin ve yapısı üzerine yapılıyor.Beynimizin nasıl çalıştığı,hangi alanlarını ne amaçla kullanabildiğimiz inceleniyor.Bilim adamları beynimizin biz bir şey düşündüğümüzde o konuyla ilgili pencereler açtığını ve düşünce sona erdiğinde pencerenin kapandığını fark ediyorlar.İşte bu düşünceler sırasında hissettiklerimiz yoluyla beynimiz farklı kimyasallar üretiyor.Bu kimyasallar nöropeptit adıyla biliniyor ve tüm vücudumuzu etkiliyor.Aşık olduğumuzda içimizde pır pır eden şey de sinirlendiğimizde midemizdeki ağrı da bu kimyasallar tarafından oluşturuluyor.Bilim adamları bağışıklık hücrelerimizin üzerinde nöropeptitler yani beynimizin düşüncelerimize göre ürettiği kimyasallar için alıcılar bulunduğunu keşfediyorlar.Bu keşifle beraber anlaşılan başka bir şey daha var:Bağışıklık sistemimiz duygusal diyaloglarımızı ve içsel konuşmalarımızı dinliyor.İşin en tuhaf yanı da burada ortaya çıkıyor.Çünkü bu konuşmalara ve düşündüklerimize göre bağışıklık sistemi hastalıklara ve mikroplara yanıt veriyor.Hastalıkları artırabiliyor,azaltabiliyor ya da durduruyor.Tüm bunlarsa sadece bizim beynimizin içinde olanlarla yani düşüncelerimiz yoluyla belirleniyor.
Yaptığımız her şeyin fiziksel bir sonucu olduğunu biliyoruz,artık anlaşılıyor ki düşündüğümüz her şeyin de gözle görülen elle tutulan sonuçları var.Bilim adamları kesin olarak ortaya koydukları sonucu şöyle açıklıyorlar:Olumlu düşünün.Çünkü düşündükleriniz yaşayacaklarınızı belirliyor.O nedenledir ki bazı insanlar hiç hasta olmadıklarını söylediklerinde fark ederiz ki gerçekten hiç hasta olmazlar,şanslı olduklarını söyleyen insanlar şanslıdırlar.Neye inanırsanız o gerçekleşir.Mutlu olmak istiyorsanız beyniniz o mutluluğu yaratmak için elinden geleni yapacaktır.Vücudunuzun kimyası düşündüğünüz biçimde değişecektir.Bazıları bu düşünce yapısını Pollyanna’cılık olarak adlandırmışlardı ama artık bilimin ortaya koyduğu sonuçlara göre böyle olmak en doğrusu.Bu sonuçlara şimdiki moda ifadesiyle Çekim Yasası denilebilir mi orası tartışılır ancak olumlu düşüncenin beynimizde,bedenimizde ve hayatımızda yarattığı değişiklikler tartışılmaz bir gerçek olarak keşfedilmeyi bekliyor.Artık kendi kendimize düşünürken bile dikkatli olmak zorundayız. Eskilerin deyimiyle herkesin duymaması gereken konuşmalarda ‘yerin kulağı var’ denirdi. Şimdi ‘bedenimizin kulağı var’ diyeceğiz.Düşünürken bir de bu boyutuyla düşünmekte fayda var.Ya da nasıl düşünmemiz gerektiğini yeniden öğreneceğiz.

[2013-01-24]


Paylaşım:

BU YAZILAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:

norofibromatozis-625

NÖROFİBROMATOZİS / NF Nedir?

Deri ve sinir sistemini birlikte etkileyen hastalıklar arasında en yaygın görülen hastalık kısaca NF olarak tanımlanıyor ve çok yaygın olarak görülen ...

mobil-korluk-619

MOBİL KÖRLÜK Artık gözümüz hiçbir şeyi görmüyor

Hayatımıza girdiği andan itibaren sözlü iletişim adına bildiğimiz her şeyi yeni baştan belirleyen aletler, mobil telefonlar, yani cep telefonları, onca kolaylığın ...

cocuklar-oruc-tutabilir-mi-320

ÇOCUKLAR ORUÇ TUTABİLİR Mİ?

Dini bir uygulama olan oruç, yetişkinler için dini bir gerek olmakla beraber, çocuklar için durum farklı olmalıdır.Çocuklar gerek ailelerinde gerekse ...

travmaya-mudahale-etmek-652

SOMA’DA YARALARI SARMAK, TRAVMAYA MÜDAHALE ETMEK

Ağır travmalar sonrası evini, işini, yakınlarını kaybedenler Travma Sonrası Stres Bozukluğu(TSSB)  diye bilinen bir duygu durumu yaşarlar. Buna bağlı olarak da ...


MAKALELER
MAKALELER

Çocuk&Ergen, Yetişkin, Aile, Eğitim, Anne&Baba ... konulu makaleler.

VİDEOLAR
VİDEOLAR

Video arşivi, TV programları...

FOTOĞRAF GALERİSİ
FOTOĞRAF GALERİSİ

Sunum, seminer, söyleşi, eğitim çalışmalarımıza ait fotoğraflar.

BİZDEN HABERLER
BİZDEN HABERLER

Ne zaman neredeyiz? Bizi bu köşeden takip edebilirsiniz?

BASINDA BİZ
BASINDA BİZ

Bizimle ilgili basında yer alan haber, makale ve görseller...

2020. Site içeriğinin telif hakları SERAP DUYGULU'ya aittir.

Avinga | XML