CERRAHİ OPERASYONLARIN PSİKOLOJİSİ

Cerrahi Operasyonların Psikolojisi

Cerrahi Operasyonların Psikolojisi

Birçok insan cerrahi operasyon geçirmiş yani ameliyat olmuştur. Belki de tıbbın en zor alanlarından biri de Cerrahi Bilimleridir. Hekimler açısından bir insanın hayatına dokunmak, hastasına sağlılığı yeniden kazandırmak müthiş bir duygu olsa gerek.

Geçmişte psikolojik destek almak için ailesiyle birlikte bana başvuran, birden fazla cerrahi operasyon geçiren 9 yaşlarında bir çocuğun öyküsünden yola çıkarak bu yazıyı yazmaya karar verdim.


Çocuğumuz, ilk ameliyatında anestezi verilmeden önce ameliyat masasında beklerken, doktorları çocuğun verebileceği tepkiyi düşünmeden; operasyon sırasında kullanılacak aletlerden, operasyonun nasıl gerçekleşeceğine kadar tüm ayrıntıları konuşuyor, hatta kullanılacak aletleri çocuğun gözü önünde birbirlerine gösteriyorlar
Çocuk tüm bu konuşmaları duyuyor ve yaşından büyük bir olgunluk göstererek korkularını dışa vurmadan operasyonun başlamasını bekliyor. Ameliyat son derece başarılı şekilde bitiyor.

Operasyon öncesi tanık oldukları çocuk açısından bu şekilde kalmış olsaydı belki o kadar büyük bir sorun olmayacaktı. Ancak ameliyat sonrası beklenmedik gelişmeler oluyor ve çocuk tekrar ameliyata girmek zorunda kalıyor.
Bu ameliyat ilkine göre daha kısa süreli ve daha az riskli olmasına rağmen çocuk ciddi bir korku, kaygı ve tepki davranışları göstermeye başlıyor. Aile durumun nereden kaynaklandığını bilemiyor. Çocuğun neden bu kadar büyük tepkiler verdiğini, onu sağlığına tamamen kavuşturacak daha basit bir ameliyatı neden reddettiğini anlamak mümkün olamıyor.

Ameliyat tarihine 2 gün kala tepkilerin dozu giderek artıyor ve çocuk ciddi ağlama krizleri geçiriyor, gece kabuslar görmeye başlıyor. Sonuç olarak psikolojik destek almaya karar veriyorlar. Tam bu noktada çocuk korkularından aileye bahsediyor ancak aile durumun ciddiyetini kabul etmekte zorlanıyor.
Çünkü doktorlarına bu durumdan bahsetmekten çekiniyorlar. Alanında en önemli uzmanlardan biri olduğunu, kendileriyle konuşurken bile her konuda soru soramadıklarını, sordukları sorunun doktoru sinirlendirebileceklerinden ve ameliyatı yapmaktan vazgeçmesinden çekindiklerini anlatıyorlar.

Küçük çocukla görüşmeye başladıktan sonra;, korkunun kaynağının ameliyatın kendisi olmadığını ama ameliyat öncesi tekrar aynı konuşmalara ve görüntülere tanık olmaktan korktuğunu anlatan küçük çocuk için farklı bir çözüm yolu bulduk. Aileye, ameliyat öncesi çocukla birlikte anestezi uzmanlarıyla bir görüşme yapmalarını ve çocuğun korkularından bahsetmelerini önerdik. Ek olarak çocuğun kendisinin de doktoruyla konuşmasını ve korkularını kendisinin anlatması gerektiğini anlattık.

Çocuğun kendisinin de içinde olduğu bir çözüm olması açısından konunun çözümü daha kolay oldu ve çocuk duygularını, korkularını doktoruna anlattı, sorularını kendisi sordu. Hem anestezi ekibi, hem de doktoru durumun bu noktaya gelmiş olmasından üzüntü duyduklarını söyleyerek gerçekten de son derece konforlu bir ameliyat  ortamı oluşturdular. Çocuk hiçbir görüntüye ve konuşmaya tanık olmadı.

Ameliyat öncesi ve sonrası çocukla yaptığımız görüşmelerde bütün kaygılarından ve korkularından arınmıştı ve ‘insanların bazen böyle ameliyatlar geçirebileceğini ama korkmaması gerektiğini’ yaşından beklenmeyen düzeyde kelimelerle ifade etti. Biz; aile, çocuk ve hekim işbirliğiyle bu sorunu büyümeden ve kalıcı hale gelmeden çözmüş, ama bu vesileyle de bu tip sorunların insanların hayatlarında ne kadar önemli ve olumsuz etkiler bırakabileceğini bir kez daha gözlemlemiş olduk

Bir başka örneğimizde ise, 2.5 yaşındaki bir çocuğumuzun bebekliğinden başlayarak birkaç kez hastanede yatması, küçük operasyonlar geçirmesi sebebiyle artık hiçbir doktor muayenehanesine, hastaneye ve sağlık merkezine girmek istemediğini, gelişimini takip eden doktorunun da onu muayene ederken çok zorlandığını, birkaç kişinin yardımıyla çocuğu muayene edebildiklerini anlatan bir aileyle görüştük.

Bu kadar küçük bir yaş grubunda korku ve kaygılarla mücadele etmek bizler için çok zor. Çünkü çocuk, ona anlatılanları ya da verilecek önerileri algılamaktan çok uzak ve maalesef aile tutumlarımızla da bu korkuları bilerek ya da bilmeden perçinliyoruz.
Bir yere giderken çocuğunu yanında götürmek istemeyen anneler, ‘doktora gidiyorum, sen gelme, gelirsen sana iğne yapar’ diyebiliyor ya da ‘yaramazlık yaparsan doktor sana iğne yapacak’ diyerek çocuğu sağlık personeliyle korkutabiliyor.
Çocuk gerçekten doktora götürülmesi ve aşı olması gerektiğinde bu defa da ‘korkma, bir şey olmayacak, canın yanmayacak’ denilerek sakinleştirilmeye çalışılıyor. Oysa kendi kendimize bile yalan söylediğimiz bir durumda çocuğun güvenini kazanmak ve korkmamasını sağlamak mümkün değil.

Benim vurgulamak istediğim, psikolojik sorunların her alanında, kişinin yaşı küçüldükçe durumun hassasiyeti de artar. Üstelik bir cerrahi operasyondan bahsediyorsak, o an masada yatan bir yetişkin dahi olsa, hastaların psikolojisinin göz önünde bulundurulması son derece önemli bir konudur.

Doktorluk, yani bir insanın hayatına dokunmak, sağlığına kavuşturmak, yaşama imkanı sağlamak son derece zor ve bir o kadar da saygı duyulması gereken bir meslek. Kimi zaman hastalar da tek taraflı bakarak doktorları huzursuz edebiliyor, fiziksel veya psikolojik şiddet uygulayabiliyorlar ne yazık ki.
Bunun olmasını ne kadar istemiyorsak, aynı şeyin hastalara yapılmasını da bir o kadar yanlış buluyoruz.
Cerrahi operasyona giren bir kişi son derece stresli ve kaygılı olmakla birlikte, sağlığına kavuşamama veya yaşamını kaybetme korkusu da yaşayabilir. Bu yüzden doktorların ameliyat öncesi ve sonrası hastalarıyla olan iletişimi, hastanın psikolojik durumu çok önemli. Hastaların yalnızca ameliyat öncesi yaşadıkları stres ve kaygı düşünülmemeli, ameliyat sonrasında da yaşayabilecekleri sıkıntılar ve psikolojik durumları önemsenmelidir.

Ameliyat öncesi hastayı rahatlatacak olumlu cümleler kullanılmalı, hastaya ve yakınlarına operasyonla ilgili gerekli bilgiler verilmeli, onların sorularına yanıt vermekten kaçınılmamalıdır.
Çocuklarda ise durum biraz daha farklı. Onları en az derecede etkileyecek yüzeysel açıklamalar yapılmalı, gerekli bilgiler aileleriyle paylaşılmalı, aynı zamanda çocukları hastalık konusunda doğru yönlendirmeleri açısından aileler de bilgilendirilmelidir. Çocuklar ameliyat öncesinde operasyonda kullanılacak aletleri görmemeli, konuşmalara tanık olmamalıdır. Üstelik dışarıda, canlarının bir parçasını cerrahların ellerine bırakan son derece gergin, endişeli ve üzgün anne babalar olduğu da unutulmamalıdır.

Bazı doktorlar, hastalarıyla veya hasta yakınlarıyla iletişim kurmayı tercih etmeyebilir, asistanları aracılığıyla bunu gerçekleştirebilirler ancak böyle durumlarda hastaların da doktorlara olan güveni ve içtenliği azalarak yerini stres ve endişeye bırakır. Böyle olunca da eğer operasyon öncesinde, sırasında veya sonrasında oluşabilecek sorunlar varsa bunun düzeltilme ihtimali azalır. Bazen de yukarıda verdiğim örnekte olduğu gibi daha büyük sorunlara yol açabilir.

Cerrahi operasyonlar genellikle yalnızca tıbbi açıdan düşünülse de, bu konunun psikolojik boyutları da unutulmamalıdır. Fizyolojik iyileşmenin tam olarak sağlanabilmesi için psikolojik iyilik ve zindelik de gereklidir. İki durum beraber yürütüldüğünde iyileşme süreci de kolaylaşır ve hızlanır. Bu konuda da cerrahi operasyonları gerçekleştiren doktorlara önemli bir görev düşüyor. Özellikle çocuklar söz konusu olduğunda.

 
 
 

 

Diğer Yazılar:

 

Tümünü Gör

MAKALELER
MAKALELER

Çocuk&Ergen, Yetişkin, Aile, Eğitim, Anne&Baba ... konulu makaleler.

VİDEOLAR
VİDEOLAR

Video arşivi, TV programları...

FOTOĞRAF GALERİSİ
FOTOĞRAF GALERİSİ

Sunum, seminer, söyleşi, eğitim çalışmalarımıza ait fotoğraflar.

BİZDEN HABERLER
BİZDEN HABERLER

Ne zaman neredeyiz? Bizi bu köşeden takip edebilirsiniz?

BASINDA BİZ
BASINDA BİZ

Bizimle ilgili basında yer alan haber, makale ve görseller...

 
 
 
 

Copyright © 2017 SERAP DUYGULU. Tüm hakları saklıdır. TEKSENWEB :: XML