TRAVMALARLA BAŞA ÇIKMAK

Travmlarla Başa Çıkmak

Travmlarla Başa Çıkmak

Mayıs ayı hepimizin için çok üzücü bir olayla bir felaketle hayatlarımızda iz bıraktı. Manisa Soma’da yüzlerce maden işçimiz hayatını kaybetti. Günlerce olayın şokunu yaşadık. Hızla artan can kaybına inanamadık. Şoku atlatmak bir yana her dakika yeni bir şokla sarsıldık. Çok canımız yandı. Çok üzüldük. Bir çoğumuzun kısa süreli de olsa hayatla bağı ciddi anlamda bozuldu. 

Bütün bunlar tipik travma tepkileri elbette. Ancak burada bireysel bir travmadan çok yaşanılan olayın büyüklüğünü düşündüğümüzde toplumsal bir travmadan bahsediyoruz. 
O nedenle kabullenmek ve başa çıkmak biraz daha zor. Bizler sıradan insanlar olarak çok üzüldük. Ancak asıl üzüntü ve şok hayatlarını kaybeden işçilerin ailelerinde. Yitirdiğimiz can sayısı kadar anne, baba, kardeş, eş, evlat var. Onlar için hayat bundan sonra daha zor. Kelimenin tam anlamıyla ocaklar söndü. 
Belki de evin gelir getiren tek bireyi öldü. İnsanların yakınlarını kaybetmenin verdiği acıları bir yana, bir de gelecekle ilgili yaşadıkları kaygı ve korku var. Özellikle bu belirsizlik ve gelecek korkusu acıları ikiye katlıyor.

Soma’daki faciadan sonra pek çok kurum ve kuruluş hayatlarını kaybeden işçilerin ailelerine destek olmak için örgütlendi, destek verdi. Uzunca bir süre de bu desteğe devam edecekler. Gerek bölgeye giderek, gerekse bölgedeki insanların diğer kentlerde devam etmek isteyecekleri hayatlarını kolaylaştırmaya yönelik pek çok adım atıldı, bir çok proje geliştirildi. Bir şekilde bu travmayı atlatacak, hayata devam edeceğiz. Elbette unutulmayacak. Acıya alışılmaz. Sadece acıyla yaşamaya alışılır.
Ancak hayata bir yerden tutunmak zorundayız. Hayatın döngüsü içinde doğum var, ölüm var, kaza var, felaket var, ,ihmal var, hata var. Her ne olursa olsun olan bitenden artık geri dönüş yok. 

Keşke olmasaydı, keşke önlemler alınabilseydi, keşke alınan önlemler yeterli olabilseydi ve keşke bunca insanımız canından olmasaydı. Ama artık ‘keşke’ler de anlamsız. Şimdi bu travmayla nasıl başa çıkacağız, nasıl hayatlarımızı sürdüreceğiz, dahası kayıp yaşayan ailelerin hayatlarını sürdürmesini nasıl sağlayacağız, bunları konuşmak lazım. 

Olayın belki en önemli tarafı, babalarını, ağabeylerini kaybetmiş çocuklar. Bu çocuklara ölümü, böyle ani bir kaybı anlatmak çok zor. Zor ama anlatmak zorundayız. Hayatının geri kalanını babasız, abisiz geçirecek bir çocuk yalansız, dolansız gerçeği öğrenmek zorunda. Her şeyin ötesinde böyle bir hakkı var.
Yaşı kaç olursa olsun çocuklara ölümü anlayacağı bir dil kullanarak anlatmak gerek. 
İlkokul çağındaki bir çocuk ölüm olgusunu kavrayabilir ama okul öncesi bir çocuk için ölümü algılamak kolay değildir. Çocuklar ölümü kabullenseler dahi çok sevdikleri bir insanı bir daha göremeyecek olmayı kabullenmeleri çok zor. Hepimizde olduğu gibi, çocuklarda da hep söylenmek istenen ama söylenememiş duygular kalıyor.
Çocukların en çok sorduğu soru bu; ben babama bir daha onu sevdiğimi söyleyemeyecek miyim? O nedenle çocukların duygularını yazıyla, çizgiyle anlatması sağlanmalıdır. Kayıp üzerine konuşmaktan korkmayın. Çocukların ağlamasına, konuşmasına, duygularını ifade etmesine izin verin. İlk günlerde, ilk haftalarda özlemle sürekli konuşmak isteyecektir, konuşun, dinleyin. Susturmayın.
İfade edilmeyen duygu, kontrol edemediğiniz duygudur. Ucunun nereye gittiğini bilemezsiniz. 

Çocuklar travmalara karşı biz yetişkinlerden daha dirençlidirler, daha kolay başa çıkma becerileri geliştirir ve daha kolay uyum gösterirler. Tek bir koşulla: Çevresindeki yetişkinlerin de sağlıklı bir süreç yaşadığını görürse. Kaybın ardından haftalarca, aylarca kendini toplayamayan bir anne veya aile bireyleri gören çocuk, bu süreci atlatmakta çok zorlanacak, hatta atlatmak istemeyecektir. Bu acının ömür boyu yaşanması gereken bir duygu olduğunu düşünerek abartılı bir yas süreci yaşayabilir. 
O nedenle yaşanan acının boyutu çok büyük olsa da geride kalanlar için hayata tutunmak gerek. Elden geldiğince profesyonel destek almak, aile üyeleriyle birbirine daha çok kenetlenmek, acıyı reddetmeden, konuşarak, anlatarak, ağlayarak yaşamak ve mutlaka hayata dönük durmak gerek.
Hepimizin başı sağ olsun. Allah yakınlarını kaybetmiş insanlarımıza sabırlar versin. Dilerim bir daha böyle büyük acılar yaşanmasın.
 
 
 

 

Diğer Yazılar:

 

Tümünü Gör

MAKALELER
MAKALELER

Çocuk&Ergen, Yetişkin, Aile, Eğitim, Anne&Baba ... konulu makaleler.

VİDEOLAR
VİDEOLAR

Video arşivi, TV programları...

FOTOĞRAF GALERİSİ
FOTOĞRAF GALERİSİ

Sunum, seminer, söyleşi, eğitim çalışmalarımıza ait fotoğraflar.

BİZDEN HABERLER
BİZDEN HABERLER

Ne zaman neredeyiz? Bizi bu köşeden takip edebilirsiniz?

BASINDA BİZ
BASINDA BİZ

Bizimle ilgili basında yer alan haber, makale ve görseller...

 
 
 
 

Copyright © 2017 SERAP DUYGULU. Tüm hakları saklıdır. TEKSENWEB :: XML