KISKANÇLIK

Kıskançlık

Kıskançlık

İnsanlık kadar eski bir duygudur kıskançlık. Biraz araştırıldığında sadece kelime anlamını ifade etmek için bile onlarca tarif yapıldığını görebilirsiniz.
Kıskançlık duygusu yıllardır hep kadın ve erkek ilişkisindeki sahiplenme duygusuyla eş anlamlı olarak kullanılmıştır ama aslında çok daha farklı alanlarda ve farklı konularda da çok sık karşılaşılan bir duygu durumu.
Durumu daha iyi olan, daha iyi kazanan, daha güzel, daha yakışıklı olan herkes kıskançlık duygusunun öznesi halinde. Ancak onca şeyin ortasında kıskançlık dediğimizde ibre hep kadın ve erkeğin birbirini kıskanması noktasında takılır kalır. Net bir tanımla kıskançlık dediğimiz şey bir duygu durumudur. Ve sağlıksız bir duygudur.

İlişkileri belirleyen veya olmazsa olmaz gibi göstermeye çalışan bazı söylemlerle bu duyguyu masum hale getirmeye çalışsak da kabul etmek gerekir ki kıskançlık sevginin bir göstergesi değildir.
Hele hele sevgi üzerine kurulmuş beraberliklerde son derece yanlış, zarar verici ve yıpratıcı bir duygudur. Bazen kıskanmakla imrenmek arasındaki ince çizgiyi kaybedebiliyoruz. Başkalarının sahip olduğu güzel şeyler ya da geldikleri yerler bazılarımız için imrenilecek şeyler olabiliyor.
Bu kötü bir durum değil, aksine kişiyi daha iyiye doğru iten olumlu bir güç, motive edici bir etken oluyor. ‘O başardığına göre ben de başarabilirim’ demeyi getiriyor. Ama ‘onda var, bende yokken niye onda var?’ demek, kıskançlık hatta haset etmek durumu. Kıskançlık neresinden bakarsanız bakın yıpratıcı yönü olan bir duygu. Sürekli hale geldiğinde neredeyse ilişkileri çıkmaza sokuyor hatta bitmesine bile neden oluyor.

Kıskançlık duygusunu değerlendirirken bu duyguya farklı yönlerden bakmak gerekiyor. İnsan beraber olduğu kişiyi neden kıskanır? Zaten bir beraberlik yaşadığı ve mutlu olduğu kişiyi kıskanmanın gerekçesi ne olabilir?
Birçoğumuz, başka insanlara ilgisinin yönelebileceğini düşünerek, bu ilgiyi kıskandığını söyler. O zaman da şu soruyu sormak gerekir, ilgisi kolaylıkla başkasına yönelen bir insanla beraber olmak da insanı huzurlu ve mutlu hissettiren bir ilişki midir? Zira kıskanmanız bu beraberliği sürdürmenize yetmez, aksine daha çok tartışmaların yaşandığı ve hep birbirinizi kontrol etmek zorunda kaldığınız beraberlikler kişinin güven duygusunu yok eder.

Aslında kıskançlık doğrudan doğruya kişinin kendisine güven duygusuyla ilişkili bir durumdur. Kendisine güven duygusu olan birey bir başka insanı kıskanmaz. Hem bireysel farklılıklar olduğunun bilincindedir hem de kıskanmanın hiçbir getirisi olmadığını bilir.

Evliliklerde özellikle ilk yıllarda sıklıkla görülen kıskançlığın zaman içinde ortadan kalktığını biliyoruz. Bu bile kıskançlık duygusunun güven duygusu ile ilişkili olduğunu göstermeye yetiyor aslında. Kişiler birbirlerini tanıdıkça ve birbirlerinin hayatında daha kalıcı yer edinmeye başladıklarında kıskançlık diye bir duygu kalmıyor. Ya da eşler bu duyguyu kontrol altına almayı öğreniyor.
Özellikle çocuklar da olunca, eşlerin beklentileri çocukların iyi yetişmeleri üzerine yoğunlaştığı için ve aynı ortak amaç uğruna çaba göstermeleri yolunda birleştiği için birbirleri üzerindeki aşırı müdahaleci ve kontrolcü tutumları yok oluyor.

Bununla birlikte bazı bireylerin kıskanılmayı olumlu bir duygu olarak düşündüklerini de gözlemliyoruz. Kıskanılmak ilgiyi üzerinde tutabilmenin bir yolu olarak görülüyor. Hatta bu uğurda bir takım rekabetçi koşullar oluşturmaya çalışanların olduğu da bir gerçek. Beraber olduğu kişiyi, kendisini her an kaybedebileceğine inandırmaya çalışan bu tip insanlar bir süre sonra kaybeden taraf oluyorlar. Sürekli bir kıskandırılma durumu sağlıklı bir ilişkiyi sürdürmeyi engelleyen son derece yanlış bir iletişim yoludur. Yorucudur, yıpratıcıdır.

Aslında ilişkilerde birbiri üzerinde tahakküm kurmanın yani baskı uygulamanın, kontrol etmenin ve müdahaleci tavırları sürdürmenin normalleştirilmiş haline kıskançlık deniyor.
Kıskanma bahanesi ile beraber olunan bireyin ne yaptığı, nerede ve kiminle zaman geçirdiği gibi pek çok ayrıntıyı takip etmek kıskançlık duygusunun arkasına sığınarak yapılıyor. Oysa kıskançlık duygusunu kontrol edebildiğiniz ölçüde kendiniz üzerinde güç sahibisiniz. İlişkinizde güçlü ve güvenli tarafsınız.

Kıskançlığın azı, çoğu ya da kararı olmaz. Bir insanı biraz kıskanmak diye bir duygu yoktur. Neden kıskandığınızı kendi içinizde sorguladığınızda beraber olduğunuz insanla değil, kendinizle ilgili soru ve sorunlarınız olduğunu göreceksiniz.

Kıskanmak aynı zamanda karşınızdaki insana güven duymamak demektir, sizi bırakıp gideceğini düşünmek demektir. Size yeteri kadar güven vermemiş bir insanı istediğiniz kadar kıskanın kendinize bağlamanız mümkün değildir ve var olan ilişkiniz de uzun sürmeyecektir.

Hiçbir insan güven duymadığı veya kendisine güven duymayan biriyle hayatını sürdürmek istemez. Ve ilişkiler birbirini çok sevdiği için değil, birbirini sevgi adı altında çok kıskandığı ve kısıtladığı için biter. Kıskançlık asla doğru sonuçları olan bir duygu değildir. Doğrudan doğruya kişisel öz güven, yeterlilik  ve kendine saygı ile ilgilidir. Kıskandığınızı ya da kıskanıldığınızı düşünüyorsanız durumu bir de bu gözle değerlendirmeye çalışın.

 
 
 

 

Diğer Yazılar:

 

Tümünü Gör

MAKALELER
MAKALELER

Çocuk&Ergen, Yetişkin, Aile, Eğitim, Anne&Baba ... konulu makaleler.

VİDEOLAR
VİDEOLAR

Video arşivi, TV programları...

FOTOĞRAF GALERİSİ
FOTOĞRAF GALERİSİ

Sunum, seminer, söyleşi, eğitim çalışmalarımıza ait fotoğraflar.

BİZDEN HABERLER
BİZDEN HABERLER

Ne zaman neredeyiz? Bizi bu köşeden takip edebilirsiniz?

BASINDA BİZ
BASINDA BİZ

Bizimle ilgili basında yer alan haber, makale ve görseller...

 
 
 
 

Copyright © 2017 SERAP DUYGULU. Tüm hakları saklıdır. TEKSENWEB :: XML