ÇOCUĞU OKULA HAZIRLAMAK / PSİKOLOJİK HAZIRLIK

Okula Hazırlık

Okula Hazırlık

Bir çocuğun okula başlaması ebeveynler açısından heyecan ve hevesle beklenen büyük bir adımdır.O minik bebek artık büyümüş,küçük bir genç kız ya da bir delikanlı olmuştur.Hayatının en önemli deneyimini yaşamak üzere artık okula gidecektir.Üstelik bir kez okula başladıktan sonra uzun yıllar boyunca sürmesi planlanan bir eğitim alacağı düşünülür.İlk çocukluk dönemi bitmiş(0- 6 yaşlar) , son çocukluk dönemi başlamıştır (6-12 yaşlar). Aileler kadar hatta belki de daha fazla olarak heyecan duyan çocuk hayatındaki bu değişimlerin farkındadır.Yaş ve olgunluk düzeyine göre tepki verme sırası artık ondadır.Okul hayatı gerçekten de uzun soluklu,hayatın sonraki gidişini direkt olarak etkileyen zor bir süreçtir.

Bütün hazırlıklar okul malzemeleri ve kıyafetler ya da okul ve öğretmen seçimi üzerine yapılır ama en önemli konu maalesef gözden kaçar.
Okula göndermeye hazırlandığınız ve bütün hazırlıklarını tamamladığınız çocuğunuz acaba gerçekten okula gitmeye hazır mı?Bu üzerinde ciddi olarak düşünülmesi gereken bir konudur ve öncelikle cevabı doğru olarak verilmelidir.
Çocuklar hayatlarındaki bu okul öncesi hazırlıkların farkındadırlar.Ailelerdeki heyecan dozu ne kadar fazlaysa çocuğun da heyecanı o kadar artmaktadır.Bu duruma vereceği tepki olumlu ya da olumsuz olsun,yoğunluğu ailelerin okul öncesi hazırlıkla ilgili faaliyetleriyle doğru orantılıdır.
Çocuğun okula başlama yaşı ,okula başlama olgunluğuyla paralel olmalıdır.Ülkemizde 1982-1983 eğitim ve öğretim yılında farklı bir uygulamaya geçilmiş ve daha önce 7 olan ilkokula başlama yaşı 6’ya düşürülmüştür. Gerekçe olarak ise kırsal kesimdeki çocukların sokaklardan kurtarılmasının hedeflendiği öne sürülmüştür. Ancak bu uygulamayla beraber de okul olgunluğuna sahip çocuk oranında ciddi düşüşler görülmüştü. Uygulama resmi olarak bir süre önce sonlandırıldı.Şu andaki sistemde 4+4+4 uygulamasına geçilmiş durumda. Ancak bütün bu aşamalar sırasında en belirleyici özelliğin yine doğrudan çocuk kaynaklı olan ‘Okul Olgunluğu’ olduğu anlaşıldı.
Kimi çocuklar bu olgunluk düzeyine 5 yaşında ulaşabilirken bazı çocuklarda bu 8 yaşı bulabilir.Burada çocuğun okul öncesi bir eğitim alıp almadığı da çok önemli bir faktördür.Özellikle büyük şehirlerde veya kent merkezlerinde yaşayan çocuklar okul öncesi yuva ve ana okulu gibi kurumlara devam ettikçe,okul olgunluğunu akranlarına göre daha erken kazanabildikleri gözlemlenmektedir.Aslında en temel etken çocukların 1-6 yaş civarı aldıkları uyaran ve gördükleri ilgidir.Burada ailelerin tutumu çok önemlidir.İlk ve en ciddi eğitimin ailenin verdiği eğitim olduğu unutulmamalıdır.
Artık 6 yaşını bitirmiş çocukların önceden kullanamadıkları çeşitli zihinsel yöntemleri kullanmaya başladıkları, sayısal değerleri,soyut kavramları daha rahat algıladıkları ve mantıksal çıkarımları yapmaya başladıkları görülmektedir.Okul öncesi dönem çocuğunda soyut düşünme ve kavramlar henüz oluşmamıştır ama okula başlama yaşında artık bu kavramları anlamaya başlar.Okul dönemiyle birlikte çocuk artık yeni durumları yorumlayabilir,öğrendiklerinden genellemeler yoluyla çıkarımlarda bulunabilir,sebep sonuç bağlantıları kurabilir.Zihinsel ,bedensel ve duygusal gelişimiyle birlikte artık sosyalleşmeye de hazırdır.
Çocuk bu aşamalardan geçerken aileler açısından da onu gerçek anlamda okula hazırlamaları gibi bir durum söz konusudur.

Eğer çocuk okula başlamadan önce bir eğitim kurumuna devam etmişse bu geçiş sorunsuz olur ve genel olarak çocuğun o olgunluğa da ulaşmış olduğu düşünülebilir.Buna karşın bazı okul öncesi kurumlar tarafından bunu öğrenmek amacıyla bazı testler yapılabilir ya da yaptırılması istenebilir.’Metropolitan Okul Olgunluğu Testi’ böyle bir testtir ve çocuğun motor ,kas,bilişsel gelişimi gibi pek çok şeyi değerlendirir.Belirttiğimiz gibi her çocuk farklı yaşlarda bu olgunluğa ulaşır.6 yaşındayken yeterli olgunluğa ulaşmış bir çocuğu hala ana sınıfında tutmak anlamsız olacağından,çocuğun düzeyini iyi bilmek önemlidir.
Okula başlarken okul seçimi ve öğretmen seçimi en can alıcı noktadır.Aslında çok bilinen ve genel olarak da doğru olan bir söz vardır.’En iyi okul,en yakın okuldur’ Küçük bir çocuğu uzun yollara göndermek, saatlerce servislerde yorulması demektir ve okuldaki enerjisini ve performansını düşürür.Halbuki çocuğun öğrenmeye en açık ve meraklı olduğu bu yaşlarda bütün dikkati okulunda ve öğretmeninde olmalıdır.O nedenle okula gidiş ve gelişlerinde kısa mesafeler tercih edilirse çocuğun yorulmadan,yıpranmadan rahat ve severek öğrenim göreceği düşünülmelidir.
Eğer ailede okula giden daha büyük çocuklar varsa okula başlama konusunda küçük çocuğun daha hevesli ve bilinçli olduğu görülür.Önünde model olarak aldığı bir abi ya da ablanın olması ailenin çocuğu okula hazırlama konusundaki yükünü hafifletir.Bu durumda çocuğa okulda neden kalması gerektiğini anlatmaya bile çok fazla gerek kalmaz.O zaten büyük çocuklardan görerek sistemi öğrenmiştir.Özellikle abi ya da ablayı okulunda ziyaret etmek çok yararlıdır.Ön hazırlık olarak küçük çocuğa da kalem,defter gibi malzemeler almak teşvik edici olur.Yine okula başlarken birlikte okulu görmeye gitmek,öğretmeniyle mutlaka tanışmak ve çocuğu tanıştırmak,okul hazırlıklarını beraber yapmak,onun fikrini ve beğenilerini göz önünde bulundurmak çok önemli etkiler yapar.
Aslında küçük çocuklar okul konusunda hevesli olurlar.Farklı bir yer ve arkadaşlar heyecan vericidir.Aile çocukla başarılı bir iletişim kurabilmişse,çocuk kaygı ve korkularını anlatabiliyor,duygularını paylaşabiliyorsa sorun çıkması beklenmez.Bu açıdan en etkileyici faktör ailedir.Ailedeki bireylerin eğitime verdikleri önem ve oluşturdukları model çocuğun okul başarısını doğrudan ekiler.Çocukların yetenekleri doğrultusunda desteklenmeleri gerekir ama ilgisi olmayan bir konuda da zorlanmamalıdır.Çocuğun sosyal açıdan gelişmesini desteklemek yararlı olur düşüncesiyle onu her faaliyette yer almaya zorlamak tam ters bir etki yaparak gerçekten yeteneğinin olduğu alanlarda bile pasif kalmasına yol açabilir.
Aşırı koruyucu bir ailede yetişen çocuğun okul olgunluğunu kazanmasında bazı sorunlar yaşayacağı düşünülmelidir.Kendi öz bakım ihtiyaçlarını giderme becerisine sahip bir çocukla,her ihtiyacı ailesi tarafından karşılanan,yemeğini hala annesinin elinden yiyen,giyinirken bile yardım alan bir çocuk arasındaki fark tartışılmaz.Bu fark çocuğun okula hazırlık ve okula başlama aşamalarında yaşanacakların da habercisidir.
Çocukların okula hazırlanmaları demek aslında her türlü öğrenmeye açık olarak,kendine güvenerek, bulundukları ortamda sevildiklerini,istendiklerini bilerek okula başlamaya hazır olmaları demektir.

Yeterlilik duygusu olan,kendine güvenen ve saygı gören çocuk zaten ilk altı yılda kendi kendine yetmeyi öğrenmiştir.Artık yaşına ve düzeyine uygun sorumluluklar almaya hazırdır.Okulun kurallarına uymayı öğrenerek,uygulayabilme yeterliliğine de sahip olması beklenebilir.Kendi öz saygısı olan çocuk başkalarına da saygı göstererek,özgürlüklerinin sınırlarını çizmeyi bilecektir.




 
 
 

 

Diğer Yazılar:

 

Tümünü Gör

MAKALELER
MAKALELER

Çocuk&Ergen, Yetişkin, Aile, Eğitim, Anne&Baba ... konulu makaleler.

VİDEOLAR
VİDEOLAR

Video arşivi, TV programları...

FOTOĞRAF GALERİSİ
FOTOĞRAF GALERİSİ

Sunum, seminer, söyleşi, eğitim çalışmalarımıza ait fotoğraflar.

BİZDEN HABERLER
BİZDEN HABERLER

Ne zaman neredeyiz? Bizi bu köşeden takip edebilirsiniz?

BASINDA BİZ
BASINDA BİZ

Bizimle ilgili basında yer alan haber, makale ve görseller...

 
 
 
 

Copyright © 2017 SERAP DUYGULU. Tüm hakları saklıdır. TEKSENWEB :: XML