SANAL ZORBALIK

Sanal Zorbalık

Sanal Zorbalık

İletişim ve sosyal medya araçlarının hayatımızdaki yeri ve önemi arttıkça birçok sorunla karşılaşmaya başladık. En son Avustralya’da yaşan Türk kızı sanal zorbalık olarak bilinen Elektronik zorbalık ya da Siber Zorbalık (cyberbullying) nedeniyle intihar ederek hayatına son verince durumun ciddiyeti bir kez daha anlaşıldı ve hep birlikte Sanal Zorbalığın ne olduğunu anlamaya, öğrenmeye çalışıyoruz.
Oysa bu konu çok da yeni değildir.
Türkiye ve birçok Avrupa ülkesi için henüz yeni bir konu olarak düşünülse de aslında son 8-10 yıldır özellikle ABD ve Kanada’da hem eğitim bilimciler, hem de psikologlar tarafından ciddi şekilde araştırılan tartışılan bir sorundur.

Peki, Sanal Zorbalık ya da Siber Zorbalık nedir? Özellikle gençler arasında ‘Akran Zorbalığı’ olarak bilinen tacizkâr ve tehditkâr davranışların elektronik ortama taşınmış hali olarak düşünülmesi gereken bir sorundur.
Sanal zorbalıkta kişilerin bütün şifreleri ve hesapları ele geçirilip, onların yer aldığı tüm elektronik ortamlarda sistemli bir karalama ve aşağılama, hatta tehdit ve şantaj da olan bir saldırganlıktan söz ediyoruz.

Siber Zorbalık; bir birey ya da grup tarafından diğer kişilerin zarara uğratılması, cep telefonu, çağrı cihazı, sosyal medya ve iletişim ortamları, web siteleri, online oyunlar, elektronik posta ve benzeri elektronik ortamlarda karalayıcı, küçük düşürücü ve düşmanca yayın ve duyurular yapılması, bu yolla kasten ve bilinçli şekilde taciz edilmesi, zarar görmesi, tehdit edilmesi, şantaj yapılması gibi kişiye zarar verilecek şekilde gelişen saldırgan davranışlar bütünüdür.

Siber zorbalığın iki türü vardır: Kişilerin şifrelerini ele geçirmek, web sitelerine yönelik saldırılar düzenlemek, bulaşıcı virüs taşıyan mesajlar, spam mesajlar göndermek türündeki zorbalık Electronic Bullying (Elektronik Zorbalık) olarak bilinir.
Diğeri E-Communication Bullying (Elektronik İletişim Zorbalığı) olarak tanımlanıyor ve tamamen kişiyi aşağılamak ve küçük düşürmek, alay etmek, hakkında dedikodu yaymak ve zor durumda bırakmak gibi psikolojik faktörlere yönelik saldırılar yapılıyor. 

Buradaki asıl tehlike bu tip bir zorbalıkla her an her koşulda karşılaşabiliyor olmamızdır. Özellikle gençlerin kontrolsüz şekilde istedikleri her bilgiye ve her platforma bir tuşla ve bir ekranla ulaşabiliyor olmaları aynı şekilde onları da herkes tarafından ulaşılabilir olmaları demektir ve bu onları tehlikelere açık hale getirmektedir. Tehlikenin nereden geldiğinden daha çok bu tip bir tehlikeyle karşı karşıya kalıyor olmak bile son derece ürkütücür. Bütün bir dünyanın aslında çok da büyük olmadığı ve her yerden her tür tehlikeyle her an karşılaşabilecek olmanın verdiği güvensiz ortam anne babaları ve tüm uzmanları ciddi şekilde endişelendirmelidir.

Böyle bir zorbalıkla karşılaşan gençlerin hayata dair henüz yeterli donanıma ve deneyime sahip olmadıklarını düşündüğümüzde onların ne denli korku içinde olabileceklerini anlamak hiç de zor olmaz.
Sanal zorbalıkta sadece kişiyi hedef alan bir saldırıdan çok aileyi ve yakınları hedef alan tehditler de olabiliyor. Gençler içine düştükleri durumu kolaylıkla ailelerine açıklayamıyorlar, onların zarar görecekleri korkusundan dolayı korkunç bir kısırdöngü yaşayarak, kendi hayatlarından vazgeçmeye kadar varan olumsuz sonuçlara yönelebiliyorlar.
Bu durumu anne babaların fark etmesi neredeyse mümkün değil. Çok geç anlaşılıyor, o zaman da kişi ya da kişiler ciddi olarak zarar görmüş olabiliyorlar.
Burada konuyu sadece psikologlar ya da eğitim bilimcilerle sınırlı tutmak sorunu çözmekten çok uzak kalır. Konu bir ülke sorunu olarak görülmeli ve bilgisayar yazılımcıları ve programcıları, aktif web sitesi sahipleri, güvenlik birimleri, virüs programcıları, hukukçular ve adli makamlar gibi disiplinler arası bir yaklaşımla çözüm odaklı çalışılmalıdır.
Anne baba korumacılığı maalesef her zaman yeterli olmayabilir ve hatta anne baba da hiç fark etmeden olayın içine sürüklenebilir. Dolayısıyla anne babaların çok dikkat etmelerini isterken, çocuklarıyla kuracakları iletişimin ve yakın ilişkinin önemini bir kez daha vurgulamakta fayda var.
Çocukların internet kullanımında sınırların net çizilmesi, hatta koruyucu bir takım programların kullanılması, çocuğun odasında bilgisayar bulunmaması, okula giden çocuğun elindeki telefonun kolaylıkla internete bağlanabileceği türden bir telefon olmaması ilk anda alınabilecek önlemler olarak önerilebilir.

 
 
 

 

Diğer Yazılar:

 

Tümünü Gör

MAKALELER
MAKALELER

Çocuk&Ergen, Yetişkin, Aile, Eğitim, Anne&Baba ... konulu makaleler.

VİDEOLAR
VİDEOLAR

Video arşivi, TV programları...

FOTOĞRAF GALERİSİ
FOTOĞRAF GALERİSİ

Sunum, seminer, söyleşi, eğitim çalışmalarımıza ait fotoğraflar.

BİZDEN HABERLER
BİZDEN HABERLER

Ne zaman neredeyiz? Bizi bu köşeden takip edebilirsiniz?

BASINDA BİZ
BASINDA BİZ

Bizimle ilgili basında yer alan haber, makale ve görseller...

 
 
 
 

Copyright © 2017 SERAP DUYGULU. Tüm hakları saklıdır. TEKSENWEB :: XML