ANNE TUTUMLARIMIZ

Anne tutumlarımız

Anne tutumlarımız

Bir çocuk için hayatındaki en önemli varlık annesidir. Doğumdan önce başlayan anne çocuk ilişkisi neredeyse tüm bir hayat boyunca devam eder ve ister olumlu ister olumsuz olsun annenin çocuk üzerinde tartışılmaz bir etkisi vardır.

Özellikle günümüzde modern aile yapısına baktığımızda ise geçmiş yıllara göre ailenin çocuğa yaklaşımında radikal farklılıklar gözlemliyoruz.
Geçmişte ‘çocuktur, anlamaz’ şeklinde düşünülerek söz hakkı verilmeyen, hatta dikkate alınmayan çocukların yerine kendisinin ve çevresinin farkında olan çocuklar yetiştiriyoruz. Bir çok anlamda çok olumlu sonuçları olsa da zaman zaman beklenmedik olumsuzluklar yaşandığı da görülüyor. Burada en belirleyici faktör aile tutumları ve özellikle anne çocuk ilişkisindeki sınırlar.

Yine son yıllarda bu kadar ‘her şeyin farkında olan’ çocuklar yetiştirmenin ilk dikkati çeken olumsuzluğu ise her şeye karışan, her konuda fikir sahibi olan çocuklar yetiştirmiş olmamızdır. Elbette ki kişiliğine, beğenilerine ve beklentilerine saygı duyarak çocuk yetiştirmek olması gereken tavırdır ancak ailedeki pek çok şeye karışan, hemen her konuda kendi istediği gibi davranılmasını talep eden çocuklar yetiştirmiş olmak istenen şey değil.

Buna sebep biz yetişkinlerin sınırları doğru çizememiş olmamızdır. Bir çocuğa kardeş isteyip istemediğini sormak başka şeydir, çocuk kardeş istiyor diye ikinci ya da üçüncü bir çocuk sahibi olmaya karar vermek başka bir şeydir. Buradaki ayrımı net ve doğru yapmak gerekir. Çocuklar sahip olamadıkları bir sorumluluğu yerine getiremezler. Dolayısıyla bir başka çocuğun hayatımıza getireceği yükü hesaplamak biz yetişkinlerin görevidir.

Çocuklar pek çok şeyi isteyebilirler. Onlar yapıları gereği sürekli olarak talep ederler. Ancak ebeveyn olmak onların taleplerini yerine getirmekten ibaret değildir. Özellikle annelerin çocukları uğruna her şeyi görev addederek davranıyor olmaları, çocuklarına bağımlı bir tutum geliştirmeleri sağlıklı bir durum değildir. Aksine bu kadar bağımlı bir anne figürü mutsuz ve tatminsiz çocuklar demektir. Anne çocuğunun istediği her şeyi yaparak, onun her isteğine evet diyerek aslında en büyük kötülüğü kendisinin yaptığının bilincinde olamıyor maalesef.

Çocuğun çevresinde bu kadar sahte bir cennet yaratarak geleceğin mutsuz ve tatminsiz bireylerini yetiştiriyor olduğumuzu unutmamak gerekiyor. Çünkü dışarıdaki hayat böyle değil. Sosyal hayat ve toplum her dediğine evet denilerek büyütülmüş bir çocuğu mutlu etmek üzere kurgulanmamış. Aksine son derece acımasız ve çatışmacı bir yaşam var evin dışında. Buradaki şartlara uyum göstermeyi, beklemeyi, isteklerini ertelemeyi, başkalarının varlığını ve haklarını kabullenmeyi, empati kurmayı erken yaşlarda öğrenmemişse, evin dışındaki hayat bir çok olumsuzluk getiriyor çocuğa.

Öyle aileler ve çocuklar görüyoruz ki bazen, çocuğundan izin alarak arkadaşlarına giden, çalışıp çalışmayacağına çocuğun karar verdiği anneler, gideceği okulu çocuğun seçtiği, evdeki pek çok kararın çocuğa sorularak alındığı aileler var. Çocuğunun üzülmesinden, hatta ağlamasından dahi korkan anneler çocuklara hem yaşlarını aşan, hem de konumlarını aşan sorumluluklar yüklediklerinin farkında değiller. Oysa çocukların katılacağı kararlar ve uygulama alanları sınırlıdır.

Örneğin,

- Aile ev değiştirecekse burada çocuğa sorulmamalıdır ama evde çocuğun odası olarak düzenlenecek odada çocuğun zevkleri ve istekleri dikkate alınmalıdır.

- Bebek sahibi olmak konusunda asla çocuğa danışılmamalı ama isim konusunda fikri alınmalıdır.

- Çocuğun gideceği okul ailenin kararı olmalı ama okul malzemeleri çocukla birlikte seçilmelidir.

- Evde yapılacak yemeği anne belirlemeli ama çocuğun sevdiği yemeklerden bazıları da eklenmelidir.

- Tatil planı aile tarafından yapılmalı ama çocuğun da fikri alınarak beklentilerine dikkat edilmelidir.

- Kesin olan bir şey var ki o da, kararlar anne babaya ait olmalı, sadece çocuğu ilgilendiren kısımlarda fikrine başvurulmalıdır.
Özellikle önemli konularda annenin çocuğuna yaşının üzerinde sorumluluk yüklemesi hem çocuk için hem de aralarındaki anne çocuk ilişkisi için hoş olmayacak sonuçlar doğuracaktır.

Annesinin her dediğini yaptığını gören çocuk, çevresindeki herkesin kendi istediği gibi davranacağını düşünecek ve bunu bekleyecektir. Beklentilerinin gerçek olmadığını gören çocuklar ciddi uyum ve davranış bozuklukları geliştirebilir ve içinde bulunduğu toplum tarafından maalesef dışlanabilirler.

Asıl dikkat edilmesi gereken nokta; çocukları yönlendirmesi, eğitmesi, kurallı ve disiplinli davranması gerekenin biz yetişkinler olduğudur. Özellikle annenin çocuk üzerindeki önemi çok ciddiye alınmalıdır.
Anne olarak çocuğu toplum içinde kendi ayakları üzerinde duracak, kendisini ve isteklerini doğru ifade edebilecek donanımda ve bilinçte yetiştirmek en önemli görevimizdir. Olması gereken, her isteğine evet dediğimiz, hayatı sadece kendisinden ve isteklerinden oluşan bir durum olarak gören çocuklar yetiştirmek değildir.

Hiçbir anne çocuğunun mutsuz olmasını, üzülmesini istemez doğal olarak.
Öyleyse anne olarak bizi üzecek çocuklar yetiştirmek de istemiyorsak öncelikle onların çocuk oldukları hatırlamakta fayda var.İzin isteyen biz değil, onlar olmalı, kararı veren onlar değil, biz olmalıyız.

Bu ayrımı net yaptığımızda taşlar da yerine oturacak ve çocuklar çocuk gibi, anneler anne gibi davranmayı başaracaklardır.

 
 
 

 

Diğer Yazılar:

 

Tümünü Gör

MAKALELER
MAKALELER

Çocuk&Ergen, Yetişkin, Aile, Eğitim, Anne&Baba ... konulu makaleler.

VİDEOLAR
VİDEOLAR

Video arşivi, TV programları...

FOTOĞRAF GALERİSİ
FOTOĞRAF GALERİSİ

Sunum, seminer, söyleşi, eğitim çalışmalarımıza ait fotoğraflar.

BİZDEN HABERLER
BİZDEN HABERLER

Ne zaman neredeyiz? Bizi bu köşeden takip edebilirsiniz?

BASINDA BİZ
BASINDA BİZ

Bizimle ilgili basında yer alan haber, makale ve görseller...

 
 
 
 

Copyright © 2017 SERAP DUYGULU. Tüm hakları saklıdır. TEKSENWEB :: XML