GEÇMİŞE TAKILIP KALMAK

ESKİ ROTAYI BIRAK VE YENİ KIYILARA DOĞRU YÜZ...

Geçmişini unutmaya çalışma, geleceğini değiştirmeye çalış.

Geçmişini unutursan geçmişinin sana gösterdiğini de unutursun; sana verdiklerinin hepsi birer hediyedir.

Hiç önemi yokmuş gibi davranma. Daha çok önemli olduğunu bil; çünkü kesinlikle önemlidirler. Böylece bazı davranışlarını tekrarlamamaya karar verirsin.

Bir kez böyle bir karar verirsen, geçmişini kendi haline bırakabilirsin. Kendi haline bırakmak, unutmak demek değildir. Sanki onsuz boğulacakmışsın gibi geçmişine sarılmaya, ona yapışmaya son vermek demektir. Asıl onun yüzünden boğulursun.

Geçmişini, kendini "kim olduğun" düşüncelerinin içinde ayakta tutmak için kullanmaktan vazgeç. Bu eski rotayı bırak ve yeni kıyılara doğru yüz.

Harika bir geçmişi olan insanlar bile konu onların kim olduğuna geldiğinde geçmişlerine sarılarak, ondan yararlanmazlar. Buna, “zaferine takılı kalmak” denir ve hiçbir şey büyümeyi daha hızlı durduramaz.

Ne kazandığın başarılarda takılı kal, ne de hatalarında ısrar et. Bunların yerine tekrar başla; şimdinin her değerli anında yeniden başla.

Yukarıdaki tavsiyeler N.D.Walsch’in yazdığı Tanrı İle Dostluk kitabından alınmıştır.
Özellikle ilk cümle çok önemlidir. Çünkü bir çoğumuz tam olarak bu tavrı sergileriz. Ya geçmişimizi unutmaya çalışırız ya da geçmişimizle hesaplaşmaya. Olup bitenledir meselemiz, olacak olanla değil.

Oysa kendimizi kandırırız farkında olmadan. Asıl değişmez olanı yani yaşanmış ve bitmiş olanı değiştirmek mümkün değilken ve geleceğimiz hemen bir adım ötede tam önümüzde duruyorken ne boş bir çabadır geçmişle uğraşmak. Neden henüz olmamışı şekillendirmek yerine değişmez olanı değiştirmekteki bu ısrar?
Çünkü en kolay kandırmacadır insanın kendine acıması ve başkalarını ne kadar çok çaba harcadığına inandırması. Ya da biz öyle sanıyoruz.

Bilinçaltımız gerçeği bilir aslında. Değişmez olanın geçmişte kaldığını bilir. Geleceğin yapmak istediğimiz ne varsa yapabileceğimiz kadar bizim olduğunu bilir. Ama savunma mekanizmalarımız yine yapacağını yapar. ’Kaç!’ der bize. ’Savaşmaktan kaç’.
Kaçtıkça asıl sorundan kaçmaya çalışırız farkında olmadan. Çünkü savaşmak zorludur, savaşmak kendine güven ister, inanç ister, çaba ister. En önemlisi de olumlu ya da olumsuz olsun, sonuç ister. O sonuçlara katlanacak yürek ister. Mesele savaşın sonunda ne olduğundan çok bizim o sonuçlar karşısında ne yaptığımızdır. Girişilen her mücadele kazanılacak diye bir kural yok ama her savaşın sonunda o sonuçlardan alınacak dersler olmalıdır. O dersler bizim tecrübelerimiz olacak ve o tecrübeler üzerine biz hayatımızın sonraki ilk adımını oluşturacağız.

Eğer savaşmaktan kaçacaksak nasıl tecrübe edinebiliriz, nasıl hayatlarımızı yeni baştan şekillendirebiliriz? Çünkü hayat dediğimiz şey,sürekli değişir,şekillenir, akar ve bizi de değiştirir. Durağan bir şey değildir. Üstelik durup düşünecek zamanımız yoktur. Bir sonraki günü, ne yapacağımızı düşünüp karar vermeye çalışarak oluşturamayız. Sadece bir önceki gün olanlar bize yarınımız için ışık tutar. Geçmiş olaylardan ders almayanlar, geçmişin yolumuzu aydınlatan fenerini kapalı tutanlardır bir anlamda.
Geçmişle hesaplaşmak, geçmişimize ve kendimize kızgınlığımızdır. Yapamadıklarımızın hesabını sormaktır. Ama yapamadıklarımız geçmişte değildir ki. Onlar geleceğimizde saklıdır ve bulmak için birkaç adım gerekir. İleriye doğru birkaç adım, geriye doğru değil.

Bırakalım ne varsa geçmişte kalan, orada kalmaya devam etsinler. Biz tecrübelerimizi alıp, devam edelim. Gelecekte yapılması gereken o kadar çok şey var ki!
Günleriniz mutluluk dolu olsun.

Sevgilerimle
 
 
 

 

Diğer Yazılar:

 

Tümünü Gör

MAKALELER
MAKALELER

Çocuk&Ergen, Yetişkin, Aile, Eğitim, Anne&Baba ... konulu makaleler.

VİDEOLAR
VİDEOLAR

Video arşivi, TV programları...

FOTOĞRAF GALERİSİ
FOTOĞRAF GALERİSİ

Sunum, seminer, söyleşi, eğitim çalışmalarımıza ait fotoğraflar.

BİZDEN HABERLER
BİZDEN HABERLER

Ne zaman neredeyiz? Bizi bu köşeden takip edebilirsiniz?

BASINDA BİZ
BASINDA BİZ

Bizimle ilgili basında yer alan haber, makale ve görseller...

 
 
 
 

Copyright © 2017 SERAP DUYGULU. Tüm hakları saklıdır. TEKSENWEB :: XML